« Önceki |

Kasım 9, 2007

ŞİİRLERİM TAŞINIYORLAR!


İyi bir ev sahibi olamadım onlara. Burada söylemek istediğim herşeyi söylüyorum da, sanki şiire üvey evlat muamelesi yapıyorum gibi geliyordu. Şiirlerim de işte buraya, bu müstakil eve sığındılar sonunda...

Kasım 7, 2007

ESKİ CEKET

ESKİ CEKET

Yine sıkıntıyla oturuyordu

buğulu camın ardında

günlerdir yaptığı gibi.


Mavi çinko çaydanlıktan

yükselen ıslıktı en belirgin ses

ve iskemlenin çıtırtısı.


Okşayıp başını kedisinin,

yuvarlanan gözyaşlarını sildi,

içinde belli belirsiz bir

dışarı çıkma isteği belirdi, gerindi,


kedinin tuhaf hareketlerini izledi,

hissettiği,

yitmiş bir arkadaştan kalan

eski bir ceketi giymek gibi birşeydi.


HİRE


Ekim 7, 2007

BERGAMA'DA O İLK AŞK


Eski sütûnlu caddeyi tırmanıyor
ağaçlıklı yoldan, tepede Asklepion’a
varıyor, virankapısında Buraya
Ölüm Giremez! yazan eskiden.

Belki de bu kapının eskiden olduğu yerde,
süslenmiş develerle poz veriyor şimdi,
nereli olduklarını kestiremediği
gülücüklerle genç, güzel kızlar.

Her kalıtın önünde asılı levhaları
okuyor dikkatle, bir de
hiç inanmasa da mermer havuza
bozuk para atıyor bir dilek tutup.

Bir kemerin altından usulca geçerken o,
aşağıda günebakanlar eğilip selamlıyor
ayı güneş henüz batmamışken,
kızarmış narların tam çatlama zamanı.

Çamlar meltem üflüyor seyrelmiş uzun
sakalına görmüş geçirmiş durmuş
adamın, söylencelere inandığı
vakitler çok eskilerde kalmış,

biliyor hiçbir uykunun yarasını
iyileştirmeyeceğini ve hiçbir tanrının,
hâlâ Bergama’da yaşayan o kadın
kadar asla sevilemeyeceğini.


HİRE

Eylül 13, 2007

KARATAŞLI ZALİM | ŞİİR


KARATAŞLI ZALİM


Baharın ilk zamanları, yağmur var yine biraz,
kaygısız geziyorum Kadıköy’de sokakları.
Postaneyi dönüyorum, eski bir şarkı çalınıyor
kulaklarıma: Kadınım, sevdiğim o koku
yok artık bu evde, kadınım...

Bir anda geçmişi hatırladım:
Çamlı bahçesinde yürüyoruz
Karataş Lisesi’nin, ilk kez
elele tutuşmuşuz, hafif bir yağmur
üzerimizde konuşuyoruz.

Dersler mersler derken, nedendir bilmem,
dayımdan sözediyorum ona,
ne denli benzediğinden Tanju Okan’a.
Onun kadar iri cüssesinden ve
yüzünde gizlediği hüzünden onunki gibi.

Susuyoruz sonra ıslanıyoruz,
durağa dek yürüyüp ayrılıyoruz.
Sonra bir haftaya kalmadı
- bunu nasıl yapabilmişti -,
benden hayli çelimli biriyle çekip gitti.

Oysa dayımdan sözetmiştim ben ona, bir de
romantik, hüzünlü hemşerim Tanju Okan’dan.
Kızlar kesin anlamıyordu böyle şeyleri
ve beni, ya da şimdi olduğu gibi o yıllarda da
ben beceremiyordum bir şeyleri.
 
HİRE

Eylül 7, 2007

ŞARAP İÇİN O VAKİT


ŞARAP İÇİN O VAKİT


O büyük çınarın altında durdu
köye giden dolmuş, küçük çağlayanın yanında.
Mangallarda deve sucuğu su başında,
kadınlar semizotu topluyor aşağılarda.

Karşıdaki taş çukurlarda,
- onlar böyle demiyordu güçlü ihtimal –
üzüm ezermiş çok eskiden
çıplak ayaklarıyla kadınlar şarap için.

Şarap için onca acıya katlandı
kadınlar o vakit, adamların baş dönmesi
bizim için kandı, dedi Bercise Hanım,
ben de onlara kandım. 
 
HİRE

Her Yönüyle Şarap Kültürü, hayyam.com