« Önceki |
ESKİ CEKET
Yine sıkıntıyla oturuyordu
buğulu camın ardında
günlerdir yaptığı gibi.
Mavi çinko çaydanlıktan
yükselen ıslıktı en belirgin ses
ve iskemlenin çıtırtısı.
Okşayıp başını kedisinin,
yuvarlanan gözyaşlarını sildi,
içinde belli belirsiz bir
dışarı çıkma isteği belirdi, gerindi,
kedinin tuhaf hareketlerini izledi,
hissettiği,
yitmiş bir arkadaştan kalan
eski bir ceketi giymek gibi birşeydi.
HİRE
KARATAŞLI ZALİM
Baharın ilk zamanları, yağmur var yine biraz, kaygısız geziyorum Kadıköy’de sokakları. Postaneyi dönüyorum, eski bir şarkı çalınıyor kulaklarıma: Kadınım, sevdiğim o koku yok artık bu evde, kadınım... Bir anda geçmişi hatırladım: Çamlı bahçesinde yürüyoruz Karataş Lisesi’nin, ilk kez elele tutuşmuşuz, hafif bir yağmur üzerimizde konuşuyoruz. Dersler mersler derken, nedendir bilmem, dayımdan sözediyorum ona, ne denli benzediğinden Tanju Okan’a. Onun kadar iri cüssesinden ve yüzünde gizlediği hüzünden onunki gibi. Susuyoruz sonra ıslanıyoruz, durağa dek yürüyüp ayrılıyoruz. Sonra bir haftaya kalmadı - bunu nasıl yapabilmişti -, benden hayli çelimli biriyle çekip gitti. Oysa dayımdan sözetmiştim ben ona, bir de romantik, hüzünlü hemşerim Tanju Okan’dan. Kızlar kesin anlamıyordu böyle şeyleri ve beni, ya da şimdi olduğu gibi o yıllarda da ben beceremiyordum bir şeyleri. |
| HİRE |
ŞARAP İÇİN O VAKİT
O büyük çınarın altında durdu köye giden dolmuş, küçük çağlayanın yanında. Mangallarda deve sucuğu su başında, kadınlar semizotu topluyor aşağılarda. Karşıdaki taş çukurlarda, - onlar böyle demiyordu güçlü ihtimal – üzüm ezermiş çok eskiden çıplak ayaklarıyla kadınlar şarap için. Şarap için onca acıya katlandı kadınlar o vakit, adamların baş dönmesi bizim için kandı, dedi Bercise Hanım, ben de onlara kandım. |
| HİRE Her Yönüyle Şarap Kültürü, hayyam.com |